20 Kasım 2012 Salı

Özet


sürekli bir şeyleri yaşayıp,
sonra o yaşadıkları hiç bir şeye değmeyerek,
her şeyi unutarak,
hiç yaşamamış gibi davranarak...

İşte koca bir ömrün özeti

14 Kasım 2012 Çarşamba

roman




peki senin bu yüzündeki bahar
ürkütürse kar kuşlarını

peki benim bu sesimdeki hüzün
soldurursa bahar çiçeğini

iki kavuşmayan insanın hikayesi
üzüyorsa birilerini

belki de hiç bu romana başlamamak
bizim için en iyisi...

E. Ateş

2 Kasım 2012 Cuma

Suçlayan


Şimdi daha fazla üzülmemek için bir şarkıyı suçlasam
bir otobüs durağını suçlasam tüm beklemelerim için


bir yol belirleseler o yoldan gitsem
o yol hiç bitmese hep o yolu suçlasam

evde unutulmuş bir eldiven var ama
ellerim üşüdü diye ben rüzgarı suçlasam

yağmur yağsa
yağmuru suçlasam...

bir şiir yazsam
sonra yazdım diye
kendimi suçlasam..


Emrah Ateş
Kasım...

24 Temmuz 2012 Salı

her gece bu saatlerde diyorum ki;
yarın birini seversem,
hayatım güzelleşebilir...

5 Haziran 2012 Salı

YUVA

Sen benim yuvamsın mesela
dışarı çıkıyorum yalnızca
sonra dönüp dolaşıp
yine sana geliyorum.

Emrah Ateş
 18 06 2011

Sabahattin Ali ile konuşmak

Nasıl bir felakettir bu
hangi matematik problemine sığar
Bunca kalabalıkken
Bunca yalnız kalmak

Emrah ateş
Nisan

"insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
....
hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden herşeyi bırakıp kaçarlar.
...
muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. o zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, herşeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu"

sabahattin ali.

Konuştuklarımızın ne önemi var

ne konustuğumuzun ne önemi var :
 sen gözlerimin içine bakıyorsun ya hani,
yeşil bir sevinç doğuyor içime:
gözlerin gibi.


 Sonra çekiyorsun gözlerini,
konustuklarımın bir önemi kalmıyor:
kara bulutlar çöküyor üzerime
 tıpkı yoksulluğum gibi...


Emrah Ateş -
şubat 2011