6 Mart 2012 Salı

Tanrılar Öldürdüm Yokluğunda

Tanrılar öldürdüm

yokluğunda
Haçlar yaktım
Tespihler kırdım

El basmadığım kitap da kalmamıştı oysaki
yeminle bak
vallahi billahi!

Tanrılar öldürdüm
yokluğunda
inançlar yıktım


Bir put vardı tapmadığım;
ona da taptım

Yüz sürmediğim toprak kalmamıştı oysaki
yeminle bak 
vallahi billahi!

Tanrılar öldürdüm 
yokluğunda
korkular yıktım


Bir ben vardı;
kendimi öldürdüm

yeminlen bak 
vallahi billahi!
mezar şuracıkta…

Emrah Ateş

2009

31 Ocak 2012 Salı

ayrılık

ikimizde;
aynı gövdeye bağlı,
iki dal...
ama ikisi de,
ayrı yere uzar...

Emrah Ateş
ocak 2012

22 Aralık 2011 Perşembe

30 Kasım 2011 Çarşamba

bir duvar ustasının sevdası

Üzerine basmaya kıyamayacağın gözyaşları bırakıyorum sana
Ellerini uzatıp da tutamayacağın soyut hayaller
içine çektiğinde soluyamayacağın pis bir anı
güneşe çıktığında ısınamayacağın sıcak'cıklar bırakıyorum sana

Giydiğinde ısınamayacağın bir hırka bırakıyorum sana
sevmeye çalıştığında sevemeyeceğin yeni sevdalar,
üzerine bastığında ayak izlerinin kalmayacağı kar'lar,
Saman altından yürütemeyeceğin sular bırakıyorum sana

Ne kadar uğraşsan da değiştiremeyeceğin bir SEN bırakıyorum sana
üzerine tuz bastığın halde kurumamış eski yaralar,
kırabilesin diye kemiği olan bir dil,
sustuğunda ağzını açacak bir bıçak bırakıyorum sana

Bir adamın hikayesini bırakıyorum sana
güneşi balçıkla sıvarken;
bütün geleceğini yanlışlıkla harcına düşüren
düşünceleri bile kireçli
bir duvar ustası bırakıyorum sana

Ördüğü duvarlara senin adını yazarken ölen!


E. Ateş 2007

10 Kasım 2011 Perşembe

hasretin


                                                     suavi- hasret türküsü


İplerini boynuma dolamış hasretin
aşkın bir dar ağacı
Asıyorlar beni

idam edilmişim
gömülmüşüm
çürümüşüm...

 02 01 2010
bilecik söğüt
cumartesi
                                                

22 Ekim 2011 Cumartesi

yazık ettik bir aşka




Bilmem
bazen seni hatırlatan birşeyler oluyor
yazık ettik bu aşka diyorum
o arada saat hep geceyi vuruyor
üstüne bir de yıldız kayıyor
- sanki tuzu biberi-
yetmezmiş gibi bir de dilek tutmayı unutuyorum
sonra uzaktan bir türkü duyuluyor
ben bir selvi boylu yardan ayrılıyorum

ve ben yine
yazık ettik biz bu aşka diyorum...

03 08 2010 mardin

bir nevi şafak şiiri



Kaç zamandır gözlerim uykusuz
içimde bir hasret
yaralı bir kuş gibi
kanadı kırık...
İçimde masum bir çocuk
sanki bir yaşına basmadan
terkedilmiş...

içimde yok yere hüküm yemiş
bir adamın hüznü...


30 01 2011
mardin